Anasayfa » Genel » Türkiye Sendromu

Türkiye Sendromu

1 Haziran 2012  |  Yazar: admin  |  Yorum Yok  |  7.628 kez okundu
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylas FriendFeed'de Paylaş Türkiye Sendromu

İsveç’in Stockholm kentinde yaşanan bir olayı anlatmak istiyorum. Olay 1973 yılında geçmektedir. Hapisten firar eden bir adam bankaya soygun için girer. 4 kişiyi rehin alır. Bu arada engel olmak isteyen bir polis görevlisini yaralar. İstediklerini yapmazlarsa rehineleri öldüreceklerini söyler. Hapis arkadaşını ister hemen getirilir.Para ve kaçmak için hızlı ara ister. Pazarlıklar 4 gün sürer. Bu süreç içinde halk polisin sert tavrından rahatsızlık duyar. Ve 4 gün sonunda soyguncu yakalanır. Buraya kadar normal bir haber ;Soyguncu yakalandıktan sonra rehinelerin hiç biri adam hakkında şikayetçi olmaz. Hatta bir tanesi nişanlısını terkedip o adamın serbest bırakılmasını bekler. Diğer rehineler ise; Soyguncudan çok polisin davranışlarından korktuklarını belirtip ,ısrarlara rağmen hiç biri şikayetçi olmamıştır.Tıpta buna Stockholm Sendromu denmektedir.

Basit bir ifadeyle;Kendisine karşı zarar verenlere karşı,kişinin o kişi yada kişilere karşı sempati duyması diyebiliriz.

Son günlerde gündemimizi en çok kurcalayan Başbakan’ın “Kürtaj cinayettir” açıklaması oldu. Bu açıklama sonunda bir kısım Başbakan’ın görüşlerini desteklerken toplumun çok büyük bir kısmı eleştirdi.

Bakın 2005′te yine Akp iktidarında olan bir haber:http://arsiv.sabah.com.tr/2005/03/10/gny/sag105-20050307-200.html

Aynı parti 2005′te kürtaj süresini 5 aya çıkarmak isterken şimdi ” Kürtaj Cinayettir” .. 7 sene de ne değişti?

İşin din boyutuna girmeyeceğim. Çok fazla da bir bilgim yok açıkçası fakat; Eğer bir çocuğa bakacak gücün yoksa onu doğurup ,hem kendine hem ona eziyet etmen en büyük günahtır bana göre.

Şimdi diyorlar ki “Tecavüzle çocuk olursa doğursun ,devlet bakar”   2012 ile ilgili kesin veri bulamadım fakat 2006 Unicef kaynağı :http://www.unicef.org/turkey/dn_2006/_cp43.html

2006′da 42 bin sokak çocuğu varmış. Hadi 50 bin şimdi diyelim .Ki kat kat fazladır. Devlet onlara baktımı ?

Bu ülke cidden değişiyor fakat geriye gittiğimizi gören bir avuç insan var.

Akp ye oy verenlerin eğitim seviyeleriyle ilgili bir haber  : Budur

Eğitim seviyesi yükseldikçe Akp’ ye oy veren insanlar azalıyor.Bu kesinlikle insanların bilinçli olmasıyla alakalı

Olabildiğince yorum katmadan nesnel veriler ışığında bir kaç şey paylaşmak istiyorum.

Başbakanın görevleri nelerdir :http://www.bilgispot.com/6119/basbakanin-gorevleri-nelerdir/  şu linkte bulabilirsiniz. Hiç birinde böyle bir konuda açıklamasını gerektirecek bir görevi sorumluluğu yada benzer bir işlevi bulunmamaktadır.

Bu ülkede artan şey işsizliktir. Bu ülkede artan şey eğitim eksikliğidir.Fakat  Eğitim seviyesi düştükçe insanları yönetmek daha kolaydır. Bir ara Cem Uzan ,Kemal Uzan vardı. İmar Bankasının sahipleri iken hep ilkokul mezunu insanları çalıştırırlardı.Çünkü cahil insanı yönetmek kolaydır.

Bu açıklamaları destekleyen insanların %90′ı kendini Akp’nin yaptığı her iş doğrudur. Ne yaparsa yapsınlar.Bak dindar adam böyle olur” gibi hayatını tv başında geçirip,Başbakanın alkışlanmasıyla suratında güller açan,benzine zam gelince amaan arabam yok zaten deyip,elektriğe iki katı zam gelince ‘olur o kadar canım’ diye kendini avutmaya zorlayan insanlardır.

Elizabeth Neumann, Suskunluk sarmalı adında bir teori ortaya atmıştır 1980′lerde. Teoriye göre;İnsanlar toplumdaki egemen düşüncelerden farklı bir görüşe sahip olduğunda toplum tarafından dışlanmaktan korkarak fikrini ifade etmekten çekinir.

Ülkemizdeki sindirme politikasına ne kadar benziyor değil mi ? Akp’nin karşısında olanlar kimlerdi ? İlk aylarda Cem Uzan vardı sildi onu. Sonra Akp’yi kapatma davası açtılar. Bu savcılar ele geçirildi. Daha sonra askeriyeyi balyoz ergenekon davalarıyla sindirildi. Akp karşıtı tek bir cemaat olan Cüppeli’nin cemaati ortadan kaldırıldı.

Teorideki amaç;Sapkın bireyler ortaya çıkarmaktır. Fakat ülkemizdeki sapkın kişiler(Sorgulayan,mevcut düzenin karşısında olan) yada kurumlar yüz kızartıcı ithamlarla(Başbuğ terör örgütüne yardım etmek,Cüppeli ise yurtdışından kadın getirmek vs vs) toplum tarafından dışlanmıştır.İnsanlar düşüncelerini açık bir şekilde ifade edemez olmuşlardır.

Bu Stockholm Sendromunu neden yazdım o konuya gelelim.Hatırlayın Emel Sayın’ın “Mavi boncuk” filmini. Kaçırılıyordu sonra onları kaçıran kişileri seviyordu. Biraz mizah katılmış basit bir örnek olabilir bu duruma. Fakat bu durumu geçiren insanlar psikolojik destek alması gereken kişilerdir.Günümüze gelirsek; Mevcut iktidar ülkenin yarısından fazlasının oyunu öyle yada böyle alıyor . Grevde yapsa her gün,çiftçinin hasadı elindede kalsa seçim zamanı Akp ye oy vermektedir. Mevcut baskı ve olumsuzluk nedeniyle ,düşünceler tam tersine dönmektedir.

Başbakanın “Kürtaj cinayettir” açıklamasına destek veren kişilerde aynı sendromu yaşayan insanlardır. Çünkü bir süreden sonra o kişiye duyulan hisler hayranlık seviyesine hatta daha da ilerisine geçmektedir. Ünlü oyuncu Mustafa Alabora “Başbakan için ölürüm” açıklaması.//Yorum yapmayacağım bu haberle ilgili//

Ülkemizde pkk’ya destek veren kürtlerin yaşadığı sendromdur. malum kürtlerin haklarını savunmak maksadıyla köylerini basan, o bölgenin gelişmemiş kalmasını sağlayan yani kürtlere bir nevi tecavüz eden pkk’ya aşık olmaları sendromudur.

Can Yücel’in bir sözü vardır. “Bu ülkede Göte göt denir” diye .Fakat artık diyemez olduk. Kendi düşüncelerimizi ifade etmeden önce karşı tarafın düşüncelerini ölçüp tartar olduk. Düşünmeden konuşmaktan bahsetmiyorum.Söylediklerinizin kabul görmeyip ,farklı olmaktansa topluma uyup yanlışta olsa “benim yanlışım değil ki” diye kendini avutan insanlardan bahsediyorum.

Stockholm sendromu bu ülkede ciddi bir şekilde artmaktadır (Biri kesin mail atar “Sen bize deli mi diyosun” diye sonuna analı bacılı küfür ekler)

-Demokratikleşme adı altında adalet kalmadı bu ülkede

-Komşularla sıfır sorun denildi Azerbaycan’dan başka sorunsuz komşumuz kalmadı.

-Elektriğe benzine en az %20 zam yap memurla %0.5 in pazarlığını yap.

-Ucube diye tarihi eserleri yıktır

-En az 3 çocuk olsun da nasıl olursa olsun de…

Dünya nüfusunun azaltılması için “Aile Planlanması” adı altında insanlar kısırlaştırılıyor. Bugün kısır olan insan sayısı, 50 sene önceki kısır insan sayısından oransal olarak kat kat fazla. (Bakın kısırların tüm insanlara olan oranındaki artıştan bahsediyorum,)

Bill gates ise aşılar ve nüfus planlaması olaylarına biraz fazla ilgi gösteren duyarlı (2 ünlem 3 soru işareti) bir abimiz. Bill gates`in ağzından söylediklerini lütfen dinleyin, seyredin: tinyurl.com

“The world today has 6.8 billion people. That`s heading up to about nine billion. Now if we do a really great job on new vaccines, health care, reproductive health services, we could lower that [number of 9 billion] by perhaps 10 or 15 percent. But there we see an increase of about 1.3 [billion]”

Aşılar nüfusu azaltmak için kullanılacak… Hatta kullanılıyor.

Bazı seçkin zengin işadamları, emekliliklerinde servetlerinin yarısını bağışlayacaklarını duyurmuşlardır. Peki nereye? Söyleyeyim, aşılara.

Dışarıdan bakıldığında “sosyal sorumluluk” gibi gözüken bu davranış malesef ve malesef o kadar iyi niyetler taşımıyor.

Fakat ülkemizde bir terslik var deyip bir virgül koyalım finallerden sonra devam edeceğiz :)

Facebok'ta Paylaş

Benzer Yazılar

Etiketler: , ,
avatar

Bu yazı hakkında birşeyler demek ister misiniz?

RSS üzerinden bu yazıya yapılan yorumları takip edin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>