Anasayfa » Kişisel Yazılarım » Olmak yada Olamamak

Olmak yada Olamamak

29 Mart 2012  |  Yazar: admin  |  Yorum Yok  |  2.075 kez okundu
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylas FriendFeed'de Paylaş Olmak yada Olamamak

To be or not to be

Sheakspeare bu sözü günümüzden 500 yıl evvel yazmış olsada ,sözün mürekkebi hala kurumamıştır. Çünkü Sheakspeare “Olmak yada olmamak“tan daha fazla anlam yüklemiştir milyonlarca insan anlamasada.
Çok küçükken elime Darwin’in kitabı geçmişti. İnsanın varoluşu,dünyanın ortaya çıkışı hakkında bir kitaptı. Sonra 3. sınıf hayat bilgisi dersinde Bing-Bang patlama olayı anlatıldı. İnsanlık varolduğu günden beri,nasıl bugüne gelindiği araştırılır.Her sene bi bilimadamı açıklama yapar “Maymundan gelmişiz” yada “Bir patlama oldu sonra bir bakmışlar dünya olmuş(Hönk)” ve biz de adamlar yıllardır araştırıyor lan deyip inanırız. Söylediklerinin yanlış olduğundan bahsetmiyorum fakat hep insanların yada dünyanın nasıl varolduğu konusunda araştırmalar yaparlar,kitaplar yazılır,kavgalar çıkar.

Eğer bir yaratıcımız varsa bu dünyanın nasıl varolduğu o kadar da önemli değildir bana göre.Beni asıl ilgilendiren”Neden” sorusudur. Araştırdığımda bu soruyla ilgilenen yada bilgilendiren kişi (bugüne kadar)bir elin parmaklarını geçmez)
Yaratılma nedenimiz bütün büyük dinlerde “ibadet,iyilik”üzerine kurulu iken ,yaradılanların çok küçük bir kesiminin,bu kısım içerisinde yer aldığını kimse inkar edemez.

“Ey insanlar! Siz Allah’a muhtaçsınız. Her bakımdan sınırsız zengin olan ve övülmeye hakkıyla lâyık olan ancak O’dur. (Fatır Suresi, 15. Ayet)”
“Ben cinleri ve insanları, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım. (Zariyat Suresi, 56. Ayet)”
“Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı. Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrı’nın Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.” (Yaratılış 1:12)
Tevrat’ın bu ilk ayetlerinden Tanrı’nın tüm evreni hiç yoktan, tek bir söz ile yarattığını anlıyoruz. Fakat ilginçtir Tanrı’nın kocaman evreni yaratmasından hemen sonra, ikinci ayetin hemen başında Tanrı’nın, doğrudan insanların yaşayacağı küreye yani bizim dünyamıza yöneldiğini görüyoruz. Tanrı tüm ilgisiyle dünyanın yaratılışına odaklanıyor. İkinci ayet yaşadığımız yeryüzünün diğer tüm gezegenler gibi ‘boş’, ‘şekilsiz’ ve ‘engin sularla kaplı’ olduğunu belirtiyor. Fakat Rabbimiz, evrenin muazzam bakış açısından önemsiz ve değersiz görünen bizim yaşadığımız bu küreyi seçip üzerine yoğunlaşmaya karar verdi. İlk bölümün devamında Tanrı’nın dünyamızı altı gün içerisinde nasıl mükemmel ve yaşanır bir hale getirdiği yazıyor

“RAB Tanrı Adem’i topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu.” (Yaratılış 2:7)
Tanrı kendi Ruhundan insana can verdi ve böylece yaşayan bir varlık oldu. Dolayısıyla ilk insan, yalnızca Tanrı’nın benzerliğinde olmakla kalmayıp aynı zamanda içinde Tanrı’nın yaşam soluğunu da taşıyordu.

Evet, insan hakikaten mükemmel yaratıldı. Fakat ne yazık ki, kendimize ve etrafımıza baktığımızda bu ilk modelden ne kadar çok uzaklaştığımızı hemen fark edebiliyoruz. Bir yerde bir şeyler yanlış gitmiş ki, Herşeyin başında gördüğümüz bu mükemmel dünya ve ilk insan artık ortalarda görünmüyor. Peki, ne oldu da insan yaratılışındaki o mükemmellikten uzaklaşıp bu hale geldi?

Doğmatizm nedir biliyormusunuz? çeşitli dogmalar ve asla değişmeyeceği kabul edilen mutlak değerleri kabul eden, bu bilgilerin mutlak hakikat olduğunu, inceleme, tartışma yahut araştırmaya ihtiyacın olmadığını savunan anlayışa dogmatizm denir.

Ama günümüzde dogmatizm in yerini şekilcilik aldı. Ama bu septimizim değildir kesinlikle. Septizim de bir kuşkuculuk olur bir süphe olur ama bizim insanlarımız KÖRÜ KÖRÜNE inanıyor. Hani bi söz vardır “İmamın dediğini yap,yaptığını yapma” .Bu insanın bize doğruyu öğretmekse amacı neden şüpheyle bakıyoruz ki ?

Dogmatizmin Türkçedeki karşılığı bağnazlıktır.(az önceki verdiğim linkte yazar)

Din eğitimi alınmaması savunuluyordu geçen sene bu zamanlarda.Yada bütün dinler öğretilsin okulda sadece Kuran-öğretilirmiymiş…

Birincisi Avrupa’da böyle din eğitimi veren bir ülke yok. Avrupa’da dini de geçtim, ülkenin yahut eyaletin çoğunlukta olduğu “mezhep” ne ise o bölgedeki okula da o mezhep ile bilgilerin ağırlıkta olduğu bir din eğitimi sunulur. Sadece Fransa’da kağıt üstünde senin dediğin o ütopik din eğitimi uygulanır(bu konuya hiç girmeyim,müslüman araplara nasıl ırkçılık yaptıklarını hayatlarının ne kadar zor olduğunu tahmin bile edemezsiniz) fakat o da dediğim gibi kağıt üstündedir. Özel katolik kilise okulları devlet yardımı alır orada da.

Ayrıca zaten bu çocukcağızlara fiil çatısından, Sultan Süleyman’ın ölüm tarihine, sitoplazmanın görevlerinden, polinoma kadar binbir türlü bilgi depolanıyor. Aynısı dinde de mi yapılsın? Tüm dinleri, kutsallarını, kurallarını öğretsinler, çocuk da onların arasından onu seçsin öyle mi? Şimdi soracam sana hangi dinler öğretilsin diye, bana en popüler dinleri sayacaksın dimi? Hristiyanlık, Yahudilik, İslam he bi de ateizm dersin(elit dini gibi bişi oldu bu ateizm) İyi de neye göre belirledin bunu? Madem “objektif” olduğunu iddia ediyorsun, o zaman Günay Pasifik’de inanılan Maori dininin öğretilmesini neden savunmuyorsun?

Hee neymiş, demek ki objektiflik, realistlik, öyle öküzlemesine yapılmıyormuş. Bulunduğun koşulları değerlendirip, eşit fırsatlarda en uygun olanını sunarsan, işte o zaman realist olursun. Bu ülkenin %90′ı müslümansa tabi ki müslümanlık öğretilecek okullarda.

“Yaaaa ama niye kiieeee?”

Bak ne diyorum, “bu ülke”nin %90′ından fazlası müslüman diyorum. Bu inkâr edilebilecek, görmezden görülebilecek bir mesele değil.

Yada tamam ulan, senin dediğin olsun gel, tüm dinleri öğretelim çocuklara. Çocuk da kendisine uygun olanı, seçmek istediğini seçsin. Tamam.

Fakat o zaman bu objektiflik her dalda olmak zorunda. O zaman bu çocuklara bütün ülkelerin tarihlerini eşit bir şekilde öğretmek gerekir. Çocuklarımıza Osmanlı ve inkılap tarihi yerine, Yunan tarihini de, Ermeni tarihini de, Makedonya tarihini de, Çeçenistan tarihini de öğretmek gerekir. Hem belki onlar da seçmek istedikleri vatandaşlığı seçerler böylece? Globalleşiyoruz olum, çok da zor bir şey değil bu çoğu ülke vatandaşlığı için. Ayrıca yahudiliği öğrenen çocuk da yahudiliği seçemeyecek, ırktan geliyor o din. Yaa.

Yada Türkçe öğretmeyelim de her dili eşit şekilde öğretelim desem? Ne dersin bana? Yaa bi siktir git dersin dimi haklı olarak?
Bak bugn BDP İStanbul Milletvekili Süreyya Önder “Türkçe dışında ana dillerde eğitim yapılması” üzerine önerge vermiş. Hadi gel Türkçe,Kürtçe,Azerice,Ermenice,Yunanca,Farsça,Arapça,Gürcüce,…Sayiyimmi daha ?
Burası Türkiye Cumhuriyeti arkadaşım, burada Türkçe konuşulur dersin dimi?

E sonuna kadar haklısın.

Fakat aynı “sözde” tarafsızlığı din için uygulamak istersen, ben de sana git kendini çöpe at derim işte. Bak haklısın tabi ki Türk tarihini öğretecez, çünkü bu coğrafyanın insanı Türk’tür. Ya ne olcaktı kardeşim, Uganda tarihini mi öğrenecektik?

Fakat şunu da unutma ki bu coğrafyanın insanı aynı zamanda Müslümandır. Bu çocuklara Uçan Spagetti Canavarı dinini öğretcek halimiz yok.Lan bu adamların dini bile komik 5dk dır bakıyorum yarım saattir gülüyorum sanki alın bakın inanmıyosanız .Pastafaryan dininin metinlerine “Delifişek” denir. On Emir yerine ahlâkî açıdan daha zayıf olan sekiz “Yapmazsanız Çok Memnun Olurum” öğesi içerir. Delifişeklere duyrulur hehehe

Şimdi okullarda Kuran-ı kerim dersi seçmeli olarak okutulacak. Bence bazılarının şikayet ettiği gibi çok kötü bir şey değildir bu durum. Bu ülkeye 2 kuran kursu açıldı diye şeriat gelmez kardeşim.Müslüman bir ülkede yaşıyorsak tabiki öğrenilmeli bu okulda. İsrail’i kötülüyoruz fakat İsrail devleti laik devlet bile değildir. Yani din ile devlet işleri birbirine geçmiştir. Okullarda mecburi ve uzun süreli din eğitimi verilir.Diğer ülkelerdede hemen hemen aynıdır.Bu derdimize gelene kadar o kadar çok derdimiz var ki

Güzel ülkemde ;To be or not to be değil artık Not to be or Can’t be

Benzer Yazılar

avatar

Bu yazı hakkında birşeyler demek ister misiniz?

RSS üzerinden bu yazıya yapılan yorumları takip edin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>