Anasayfa » İnternet Günlüğüm » Farkındalık diye bir şey var

Farkındalık diye bir şey var

21 Mart 2012  |  Yazar: admin  |  3 Yorum  |  6.482 kez okundu
Facebook'da Paylaş Twitter'da Paylas FriendFeed'de Paylaş Farkındalık diye bir şey var


Amerika Birleşik Devletlerini kuran üç kişinin Chicago’daki dev anıtı. Ortada ABD’nin ilk başkanı George Washington, solunda Yahudi banker Robert Morris ve sağında yine Yahudi olan Haim Solomon. Amerika ihtilali, bu iki Yahudi’nin yaptığı büyük para yardımlarıyla geçekleştirildi. Amerika, daha ilk kurulduğu yıldan itibaren sürekli bir Yahudi ve Mason hakimiyeti altında kaldı.Washington’un mason olduğu wikipedia da bile yazıyor

Philip Morris kim biliyormusunuz?

Malboro’nun üretici ve satıcısı bu şirkete aittir. Ve logo daki piramite iyi bakın.
_________________________________________________________________________________
Bu da Washington’un resmi. Her yerden masonik simgeler fışkırıyor.Hangi birini söyleyim.Damalı zemin,üzerindeki önlük,iki sütün arasında olması (Bu konuya da gelcem delillerimle)

wikipedia da bile yazar mason olduğu.

Çoğu kişi Rotschıld ailesinin adını bile bilmez..Bu ailenin adı ne Forbes dergisinin düzenlediği ”Yılın Zenginleri” bölümünde yer alır nede dünya jet-sosyetesinin partilerinde adları geçer..Ancak birçok ülkenin diplomatı bu ailenin adını duydukları zaman beş dakika durmak zorundadır.Çünkü bu aile dünya tarihi sahnesinde 1590 yılından beri vardır ve dünya bu yahudi ailesinin çok gizli faaliyetleri neticesinde bugünkü şeklini almıştır..Çoğu kişi dünyada hiçbir ailenin böylesine bir gücü elinde tutabileceğine inanamaz..Çünkü bir ailenin böylesine siyasi ve ekonomik bir gücü nasıl elde ettiğini anlayamaz..Öncelikle şunu belirtmeliyimki aile derken üç-beş kişilik çekirdek bir aileden bahsetmiyorum..Roschild ailesinin bugün 1000-1500 civarında ferdi olduğu bilinmektedir.Bu aile ferdlerlerinin herbiri dünyanın gelişmiş olan yada gelişecek olan ekonomilerine sahip olan ülkelerinde çok derin faaliyetler sürdürmek üzere dağılmışlardır.Dünyada olan her siyasi ve ekonomik olan gelişmeyi İsrail devletinin çıkarlarına uygun düşecek şekilde düzenlemek en kutsal görevleridir..
İngiliz saraylarındaki kariyerleri sayesinde kolayca kazandıkları astronomik paralarla tarihin ilk bankacılık faaliyetini gerçekleştirip,İngiliz çiftçilerine de astronomik faizlerle tarım kredisi vermeye başlıyorlar ve 50 sene geçmeden neredeyse İngiltere devletinden daha zengin bir hale geliyorlar.. Faaliyet alanını iyice geliştirip, derinleştiren Rotschıld ailesi Avrupadaki tüm imparatorlukların saraylarında söz sahibi olur hale geliyorlar..Sadece İngiltere’de değil Avrupa’nın dört bir yanında tarımla uğraşan insanlara yüksek faizle kredi verererek,altın ve gümüş komisyonculuğu yaparak servetlerini iyice katlıyorlar..Ekonomik gücü aklın ve mantığın sınırlarını zorlamaya başlayan Rotschild ailesi daha da karanlık ve karlı bir işe girişiyorlar..İşin adı ”Savaşa giren devletlere faizle borç vermek”..

Bu işin ilk icraatını İngiltere-Fransa savaşında gerçekleştiriyorlar..İngiltere’ye savaşa girmesi için sermaye olarak 35 ton altını faizle borç olarak veriyorlar..İngiltere,Fransa karşısında yeniliyor ve Rotschıld ailesine olan borcunu ödeyemiyor..Bunun karşısında borcun oluşturduğu mükellefiyetten dolayı İngiliz Merkez Bankası yani Bank of England ödenemeyen borç karşılığında Rotschıld ailesine devrediliyor..Rotschıld ailesi İngiliz devletinin bu devir etme işlemini bir şartla kabul ediyor: ” İngiliz sterlinini kendilerinin basması şartı ile..”.İngiliz hükümeti bu şartı o dönemde kabul etmek zorunda kalıyor ve İngiliz sterlinini basma yetkisi bir yahudi ailesine veriliyor..Görünüşde ekonomi hakkında pek bilgisi olmayan arkadaşlar için bu durum pek birşey ifade etmeyebilir..

Para basma yetkisini başka bir kuruluşa yada şirkete vermek demek aynı zamanda ülkenin bağımsızlığını da bu kuruluşa satmak demektir..Çünkü bir ülkenin bankası o ülkenin parasını basarken bastığı para karşılığında o ülkenin hazinesine değerli maden koymak zorundadır..Örneğin Türkiye Merkez Bankası, devlet matbaasında 20 YTL basıyorsa eğer devlet hazinesinde 20 YTL değerindeki altını,elması yada petrolü koymak zorundadır.Aksi halde basılan para kağıt parçasından başka birşey olmaz..İşte Rotschıld ailesinin de yaptığı şey budur..İngiliz sterlinini basarak İngiliz hükümetine faizle borç olarak vermiş ve karşılığında altın ve elmas almıştır..Bu şekilde bir yılda 12,000 ton altın kar ettiği ekonomi tarihçileri tarafından bilinmekteydi. .Rotschıld ailesinin en büyük girişimi ise İngiltere ile Amerika’daki kolonilerin savaşı olmuştur..Savaş sırasında Rotschıld ailesi çok gizli bir biçimde Amerikan kolonilerini desteklemişlerdir..

Amerika’nın İngiltere’ye karşı direnişini yöneten kişilere yüklü miktarda silah yardımı yapılmış,İngiltere’nin bu savaşta yenilmesinin sağlanacağı garanti edilmiş ve karşılığında kurulacak olan Amerika devletinin resmi para birimini basma yetkisi istenmiştir..İngiltere ile savaş konusunda çok umutsuz olan başkan Washington ve ekibi bu karlı teklifi hiç düşünmeden kabul edilmiştir ve böylece günümüzde tüm dünyada çok popüler olan Amerikan dolarını basma yetkisini alarak bir hayli karlı bir işe imza atmışlardır..

Savaşı Amerikan kolonileri kazanmış ve İngiltere Amerika’dan elini ayağını çekmek zorunda kalmıştır.

Şimdi bir ülkenin para basma hakkına rothschild`in sahip olması ne ifade ediyor tam olarak, kısaca söyleyeyim karışık zihinler aydınlansın.

Merkez Bankası kafasına göre para basamaz. Bastığı her para karşılığında, devlet de hazineye o paraya karşılık gelecek şekilde değerli maden (altın) bırakmalıdır. Develuasyon denilen olay da, merkez bankası`nın, hazineye koyulan değerli madenlerin değerinden fazla para basmasıyla olur.

Neyse gelelim özete, bu abiler bastıkları her para karşılığında devlete borç vermiş oluyorlar ve karşılığında altın elde etmiş oluyorlar.

Şu an Amerika`daki her 1 doların karşılığı olacak şekilde altın, petrol, elmas devlet tarafından rothschild ailesine ödeniyor. ABD Doları`nın da halen dünyadaki en çok kullanılan para birimi olduğunu söylemeye gerek yok sanırım.

İngiltere`de de böyle.

Hemen hemen her ülkede böyle.

Merkez Bankasının bağımsızlığını kaybetmesiyle, sevr antlaşması`nın imzalanması arasında bir fark yoktur. İki durumda da bağımsızlığınızı kaybedersiniz, kazandığınız her bir kuruşta bu abilerin cebini doldurursunuz, emeğiniz sömürülür.

Kapitalizmi dünyaya getiren adamlar bunlar, e tabi bu işin kitabını herkesten iyi biliyorlar.

Ülkemizde de Merkez Bankasının İstanbul’a taşınma olayı gizliden gizliye yürütülüyor. MEclis komisyonunundan geçti karar. Fakat şimdilik bir gelişme yok(son 1 aylık haberlerde bulamadım) . Türkiye’nin Imf ye olan borcuna bakın,sonra Imf nin kimler tarafından kurulduğuna bakın,sonra taşınma/borç/Rothschild ailesi arasındaki üçgeni kendiniz düşünün.(Linklerle açıklamak kolay fakat herkes doğrusunu farklı şekilde bulur)

Sadece düşünmenize katkıda bulunabilirim. Elimden bu kadar gelir.Gerisi size kalmış

Facebok'ta Paylaş

Benzer Yazılar

Etiketler: , , ,
avatar

3 Yorum »

Bu yazı hakkında birşeyler demek ister misiniz?

RSS üzerinden bu yazıya yapılan yorumları takip edin.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz:
<a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>